Kolektif Sporu, Kolektif Yaşama Dönüştürme: Mağaracılık

Türkiye'de "Mağara Araştırma Derneği" mağaracı sayısının artması, mağaracılığın heyecanını paylaşmak için çabalıyor.

Emre Baturay Altınok:

Mağaracılık, dünyada oldukça yaygın bir doğa sporu olmakla birlikte (Fransa'da binlerce aktif mağaracının olduğu kaydediliyor), ülkemizde fazla bilinmeyen ve yaygın olmayan bir spor; Türkiye'de mağaracılıkla ilgilenen yaklaşık 200 civarında kişi olduğu belirtiliyor. Türkiye'de "Mağara Araştırma Derneği" bu oldukça komik sayının artması, mağaracılığın heyecanını paylaşmak için çabalıyor.

Mağara Dediğin Doğal Boşluk

Mağara, kısaca kayaç içerisinde insan girişine olanak verecek ölçüde gelişmiş, doğal boşluk olarak tanımlanmakta. Su, karbondioksit ve kalkerin döngüsel karakterdeki reaksiyonları da bu boşlukların zamanla genişleyerek bir mağara boyutu kazanmasını sağlıyor.

Mağaralar, insan girişine olanak verecek ölçüde gelişmiş doğal boşluklar olunca gerek sportif gerekse bilimsel olarak birilerinin dikkatini çekmesinden doğal ne olabilir?

Edouard A. Martel,"Her kilometresinin haritası çıkarılmış bir gezegende kaşiflerin keşfedebileceği bir şey artık kalmadı. Ama yerin altında?" cümleleri ile aylak zihinleri bulandırırken cevap Trevenian'dan gelir:

"Bir an için, yerin metrelerce altında bulunduğunuzu düşünün; üstelik oraya ulaşmak için sayısız iniş ve tırmanış yaptığınızı... Biliyorsunuz ki sizden önce kimse oraya ayak basmadı!"

Türkiye'de ilk mağara araştırması 1927 yılında, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Profesörü Hovasse tarafından İstanbul-Yarımburgaz Mağarası'nda mağara hayvanları üzerine yapılan incelemeyle başlar.

Mağaracı Bir Deli Oğlan

1955 yılında ise daha sonra "Mağara Araştırma Derneği"ni (MAD) de kuracak olan Temuçin Aygen ve arkadaşlarının "Konya Ermenek Maraspoli Mağarası"nda yapmış olduğu araştırma, ilk ekip çalışması olarak tarihe geçer.

1964 yılında kurulan MAD, o tarihten mağaracılığın Türkiye'de de yaygınlaşması ve tanınması için çalışmalar yapıyor.

MAD, yoğun olarak Orta Anadolu, Karadeniz ve Toroslar'daki mağaraların araştırılması, haritalanması ve üyesi olduğu Dünya Mağaracılık Birliği'ne bildirilmesi faaliyetlerini yürütüyor. Özellikle Ankara-İncek'teki "Tuluntaş Mağarası" ve Hüseyingazi'de hafta sonları düzenlediğimiz eğitim faaliyetleriyle mağaracılığa ilgi duyan genç arkadaşlarla bir araya geliyoruz.

Ermenek Toprak Düdeni, Bursa Ayvaini Mağarası, Toroslar'daki Geyikdağı Çiğdem Düdeni ve daha birçok yer, girdiğimiz mağaralardan bazıları.

MAD üyeleri hafta sonları 2 günlük mağara gezisi düşlerler, senelik izinlerini kamplarda geçirir, bebeklerini diktikleri özel kamp malzemeleri ile defileye çıkarırlar. Akşam sohbetlerinde içtikleri çay, yerin 500 metre altında içtikleri termos çayını anımsatır, her sohbette en az 50 kez mağaralı cümle kurarlar, doğacak çocuklarına teknik malzeme isimleri koyup koymamak konusunda kafaları karışır: Demir'dir biri, güçlü kuvvetli olacaktır; Barkın'dır diğeri, babası gibi gezgin ruhuna tariftir adı.

İcat ettikleri kalabalık, senkronik mağara dansları ve çıkardıkları sesler ile her eğlencede ilgi toplamayı başarır mağaracılar. Kısaca kolektif bir sporu, kolektif bir yaşama dönüştürme iddiasındadırlar.

Kara Deliğin Merkezindeki Girdap

Mağaraya girdiğinizde her yer karanlık; gözleriniz dışarıda olduğu için bakamaz, göremezsiniz; bakılabilse, zamanla görülebilirdi belki, göz karanlığa alışır, vakit geçtikçe onun ışığını okumayı öğrenir; mağaranın ıslak iç duvarları dışarıdan sızan en ufak ışık kırıntısını bir ayna gibi çoğaltıp çarparak yayabilir ayrıca; girildikçe açılır mağara, derinliğine, dipsizliğine doğru çekilir, çeker; her şey bir başka şeye benzetilebildiğine göre, evrene, evren boşluğuna, kara deliğin merkezindeki girdaba benzetilebilir bu titrek, hareketli, sıcak uzam... (Enis Batur)

Birgün Gazetesi, 23 Temmuz 2004