|
Çarşamba günü Beril ve Kubilay ERDOĞAN çiftinin yeni tanıştıkları AKazuaki OZONO (aki) isimli Japon mağaracı arkadaşımız Doğal Tarım konusunda bizlere güzel bir seminer verdi. Aki Japonya'da mağaracılığa gönül vermiş 20 yıllık bir mağaracı. Arkadaşlarından bir kısmı ise Türkiye'ye gelmişler ve MAD ile ortak bir faaliyet düzenlemişler. Bir arkadaşları aracılığıyla tanıştıkları Aki'yi derneğimize katarak çok güzel bir misyonuda üstlendiklerini düşünüyorum. (Erdoğan ailesine teşekkürler.)
Seminerde çok güzel bilgiler öğrendiğimizi düşünerek, Söz Uçar Yazı Baki ilkesi gereği bu yazıyı yazmayı düşündüm.
Seminerden aldığım notlar aşağıdaki gibidir.
- Aki : Japonya'da mağaracılık yapmış, oldukça yetenekli, ilgili, bilgili ve sempatik bir insan. Türkçesi anlaşılır derecede iyi. Türkiye'ye ilk defa 1999 daki depremde yardım ekibinin bir üyesi olarak gelmiş. Sonra ülkemizden etkilenmiş ve kalmaya karar evrmiş. Uzun yıllar Toyota'da çalıştıktan sonra, Doğal Tarım la uğraşmak üzere işinden ayrılmış. Kendisi SHUMEI vakfının Türkiye temsilcisi.
Shumei Türkiye'deki faaliyetlerine 2005 te başlamış. Türkiye'den yapılan talep üzerine Japon'yadan uzmanlar gelmiş ve o tarihten beri 2 ayda bir gelip Samsun'da izole edilmiş bir bölgede tamamen Doğal Tarım üzeirne yerel halkı eğitmekteler.
Bu projenin benzerini 1390 Japon Çiftçi ailesiyle yapmışlar ve onları ikna edebilmek için 10 sene kadar uğraşmışlar. "Öncelikli hedef geleceğin bilinçli profesyonel çiftçilerini yetiştirmek" diyor Aki e ekliyor "Çocuklarımız doğaya ne kadar sevgi vermeyi öğrenirse, doğa daha fazla sevgi ve şifayı geri verecektir. Geleceğin çiftçileri insanoğlunun ve doğanın kurtuluşunun anahtarıdır."
Samsun'da başladıklarından beri bölgedeki 150 çiftçiden sadece 2 tanesi Doğal Tarım yapmayı kabul etmiş ve halen devam etmekteyişler.
Pilot uygulama çerçevesinde seçilen pilot okulda öğrenciler çeltik tarlalarında prinç yetiştirmeye başlamışlar. Bu çalışma sonrasında okulda eğitim, düzen ve çalışma gibi performanslar artmış, öğrenciler arasınad oldukça seviyeli bir iletişim kurulmuş. Son 10 yılda kimse Doğanca İlköğretim Okulundan Anadolu Lisesi kazanamamış, ancak proje başladığından beri 7 kişi anadolu kazanmış.
Benzer projeler dünyanın dört bir yanında devam etmek olup, İngiltere ve Zambiya'da çok büyük başarılar elde edilmiş. Özellikle Zambia da ki çalışmalar sonucunda yerel halk, modern tarımla birlikte kaybettikleri kültürlerini yeniden kazanmaya başlamışlar. Ayrıca İngiltere de zihinsel ve fiziksel engelli çocuklara yapılan çalışmalar sonucunda çok büyük başarılar kazaldığı ve iyileşmeler görüşdüğü tespit edilmiştir. Bu projeyi 20 köyün oluşturduğu 1700 çiftçi ailesi ile gerçekleştirmişler. Veriler aşağıdaki gibi.
Beyaz lahana :
2007 - 700 kg
2008- 1500 kg
Marul :
2006 - 2000 adet
2007 - 7000 adet
Edinilen tecrübeler ışığında doğal tarım ilk başlarda modern tarıam göre daha az verimli oluyor, ancak takip eden yıllarda üretim miktarı katlanarak artıyor ve elde edile ürün sadece miktar olarak değil kalite olarak da üst seviyelere ulaşıyor.
Bazı önemli noktalar şu şekilde :
- Doğal tarım kesinlikle hiç bir gübreleme yapılmadan uygulanıyor.
- Bu işi uzmanlarından öğrenmek en doğrusu, toprağa at o büyüsün şeklinde olmuyor.
- Gübre olarak yaprak ve ot kullanılıyor
- Böyle bir çalışma için öncelikle o bölgeye has orjinal tohum bulmak gerekiyor.
- Toprağa ve bitkilere sevgi verilmesi esasına dayanıyor. Toprağa ve bitkiler Jyorei tekniği uygulanıyor.
- Toprağa ve bitkilere ne kadar sevgi verilirse o da karşılığına bize daha fazla şifa getiren ürünler sunuyor.
- Zararlı böceklerden kurtulmak için tarlalar etrafına böcekleri uzak tutan bitkiler konuluyor.
- Ağaçlar arasında büyüyen bitkiler en şifalı ve lezzetli bitkiler oluyor.
- Zararlı otlardan ise insan gücüyle kurtulmak gerekiyor.
- Doğal tarım Organik tarımdan daha pahalya mal oluyor. Sebebi ise zararlı bitkilerin temizlenmesi için gerekli insan gücü. Kilogram başına işçilik maliyeti 7 liraya varabiliyor.
- Organik tarımda olduğu gibi doğal tarımda bir sertifikasyon sistemi bulunmuyor.
- Aki, elde ettikleri ürünü kesinlikle büyük marketler aracılıyla pazarlamayı düşünmüyorlar. Sebebi ise bu ürünleri karıştırıp satışa sunma ihtimallerinin bulunması.
- Türkiye'de bu konunun gelişimi ile ilgili olarak Buğday Dergisi takip edilebilir.
- Eğer halk bilinçli olarak doğal tarım ürünlerini tüketmeye başlarsa çiftçilerde doğal ürünlere yönelmeye başlayacak ve böylece bir sinerji oluşacaktır.
NOT : Konuya sadece magazinsel olarak ilgim olduğundan bu yazımda ki hataları lütfen bana bildiriniz. Gerekli düzeltmeleri yapayım. |